28.10.2022 Basin Bülteni BESIAD-GESIFED “9’uncu Is Insanlari Zirvesi”ni Gerçeklestirdi Komsu Ülkelerin Yatirimcilari da Bodrum’da Bir Araya Geldi Türkiye’nin en büyük bagimsiz is dünyasi bulusmasi olarak bilinen ‘Is Insanlari Zirvesi’nin 9’uncusu Bodrum Sanayici ve Is Insanlari Dernegi (BESIAD) tarafindan Mugla Bodrum’da gerçeklestirildi. Güney Ege Sanayici ve Is Dünyasi Federasyonu (GESIFED) is birligiyle düzenlenen ve TÜSIAD ile TÜRKONFED’in de yer aldigi zirveye Türkiye’deki is insanlarinin yani sira Azerbaycan ve Moldova’dan da yatirimcilar da katilim sagladi. BESIAD tarafindan daha önce 8 kez düzenlenen ‘Is Insanlari Zirvesi’nin 9’uncusu, bu sene de GESIFED is birligiyle 27-29 Ekim tarihleri arasinda gerçeklestirildi. Ulusal ve uluslararasi yatirimcilarin yer aldigi zirvede, katilimcilara genis bir network imkâni sunulurken, kendi pazarlari disinda ticaret yapma imkâni da taninmis oldu. Bodrum Xanadu Otel’de düzenlenen ‘9. GESIFED-BESIAD Is Insanlari Zirvesi’ne ulusal ve uluslararasi alanda birçok sektör öncüsü katilim sagladi. Katilimcilar; Türkiye genelindeki is insanlarinin yani sira Azerbaycan ve Moldova’dan yatirimcilar ile yeni ticari anlasmalar yapma imkâni elde ettiler. Açilis konusmalarini Bodrum Belediye Baskani Ahmet Aras, Bodrum Kaymakami Bilgehan Bayar, TÜRKONFED Yönetim Kurulu Baskani Süleyman Sönmez ve TÜSIAD Yönetim Kurulu Baskani Orhan Turan’in yaptigi zirvede; GESIFED Yönetim Kurulu Baskani Oktay Mersin ve BESIAD Yönetim Kurulu Baskani Neslihan Nazlioglu da Türkiye ekonomisinin yani sira yatirim ve girisimcilik, demokrasi gibi konularda önemli mesajlar verdiler. BESIAD: STK’lar, demokrasiler için hayati önemde Zirvenin 9’uncusuna ev sahipligi yapmaktan büyük memnuniyet duyduklarini belirterek, ekonomik konulardaki degerlendirmeleri TÜSIAD, TÜRKONFED ve GESIFED baskanlarina birakacagini söyleyen BESIAD Baskani Neslihan Nazlioglu, sivil toplum kuruluslarinin demokrasilerdeki kilit rolüne vurgu yapti. STK’larin temel varlik nedenlerinin sosyal, toplumsal veya sektörel olaylarda farkindalik yaratarak topluma hizmet sunmak oldugunu ifade eden Nazlioglu, “Sivil toplum kuruluslari, toplumun talep ve beklentilerinin yerine getirilmesinde, demokratik sürecin etkin islemesinde, toplumda güven düzeyini artirmada, farkli insanlarin bir araya gelerek ortak bir amaca hizmet etmesinde önemli rol oynayan kurumlardir. Ister devlet olun, ister sivil toplum kurulusu, ister özel sektör ve hatta birey olun. ‘’vizyon çok önemlidir. Vizyonu olmayanin misyonu olamaz. Bireyler olarak konfor alanlarimizi terk etmedigimizde, yeni hedefler belirlemekte, hedeflerimiz gerçeklestirmekte, amaçlarimizi bulmakta, hayallerimizi gerçeklestirmekte yani gelisim bölgemize geçmekte toplum olarak zorlanacagiz. Sivil toplum kuruluslarinin basarisi için örgütsel sorumluluk kapsaminda, daha fazla alin terine, daha fazla akil terine ve en önemlisi de daha fazla gönül terine ihtiyacimiz vardir. Yarin Cumhuriyet Bayramimizi kutlayacagiz ve derim ki toplumun her kesimi konfor alanini birakarak, cumhuriyete olan borcumuzu ödemek için herkesin sivil toplum kuruluslarinda görev almak zorundadir. Bu bilinçle topluma ve ülkemize olan sorumlulugumuzu da yerine getirmis oluruz” sözlerini kullandi. GESIFED ‘Degisim kapimizda’ Dünyanin çok büyük bir degisimden geçtigine dikkat çekerek konusmasina baslayan GESIFED Baskani Oktay Mersin ise, küresel ekonomik düzendeki degisimin 2008 yilinda ABD’de baslayan ve tüm dünyayi etkileyen kriz ile basladigini, aradan geçen yillardaki olumsuz olaylar ile pandemi döneminde yeni bir sekil almaya basladigini dile getirdi. Küresel ticaret savaslari, tekno-milliyetçilik gibi akimlarin küresel ticaret rejimini tekrar tanzim ettigi bu yeni dönemde COVID 19 salgini ve hemen sonrasinda bas gösteren jeopolitik gerginlikler ile tedarik zincirlerinin yeniden olusturulduguna vurgu yapan Mersin, “1970’lerde küresellesmenin ekonomik modeli asiri finansallasmaya baslamis ve geçtigimiz 50 yil içerisinde hakimiyetini devam ettiren neo-liberal ekonomi politikalari artik sürdürülemez gelir adaletsizlikleri ve çevre sorunlarini ortaya çikarmistir. Bu nedenle bugün karsi karsiya oldugumuz bu degisim tablosu bir tercih degil zorunluluktur. Öte yandan küresel çaptaki dengesizlikler kendisini jeopolitik gerginliklerde ve hatta savasta göstermistir. Rusya’nin Ukrayna isgalini takiben artik dünya yeni bir soguk savas dönemine girmistir. Bu dönemde mücadele alani komünizm ile kapitalizm arasinda degil, özgür ve demokratik toplumlarin oldugu ülkelerle, baskici rejimlerin oldugu ülkeler arasinda sekillenmektedir. Küresellesmenin en son çaginda, birçok hane, artan is güvencesizligi altinda orta sinif bir yasam tarzinin hizla artan maliyetleri ile durgun veya azalan ücretler nedeniyle yasam standartlarinda bir düsüs yasadi. Bugün, geride kalanlarin küresellesmeyi is güvenligiyle baglantili olarak gördükleri ve devletten herhangi bir tür destek almadan küresel veya ulusal ekonomideki dönüsümlere tahammül edemeyecekleri açiktir” diye konustu. TÜRKONFED: Ülkemiz ‘Orta Gelir Tuzagi’na yakalandi Son 3 yilda küresel ekonomide art arda yasanan arz soklarina taniklik edildigini ve dünyanin; enerjiden gidaya, ham maddeden tedarik zincirine pandemi sonrasi yasanan soku atlatamadigini ifade eden TÜRKONFED Baskani Süleyman Sönmez, Rusya-Ukrayna Savasi, bölgesel çatismalar ve güç dengesi mücadeleleri nedeniyle belirsizligin devam ettigine dikkat çekti. Global ekonomilerin bir taraftan oldukça yüksek enflasyonla mücadele ederken, bir taraftan da durgunluga dogru ilerledigini anlatan Sönmez, Türkiyenin ise ‘Orta Gelir Tuzagi’ni asamadigini belirterek “Üstelik ülke olarak tüm bu sorunlara, içeride yapisal sikintilar ile yakalanmanin artçi sarsintilarini yasiyoruz. Ülkemizin bes temel sorunu olarak tanimladigimiz ‘Demokrasi, Çevre, Dijitallesme, Kalkinma ve Cinsiyet Esitligi’ basliklari altinda somut yapisal dönüsümü saglamaliyiz. Cumhuriyetimizin ikinci yüzyilina dogru, ülkemizin yasadigi küresel ya da ulusal her kriz, riskler kadar firsatlar da barindiriyor. Bu firsatlari akilci politikalarla degerlendirip, risklere de hazirlikli olmak gerekiyor. Iste bu noktadaki iki avantajimiz; Esnek, krizler karsisinda bagisiklik sistemi güçlü olan is dünyamiz ve Anadolu’daki üretim gücümüz... Yerelden küresele uzanan kalkinma yolu, Anadolu’dan geçiyor. Ülkemizde 2001 yili sonrasi AB üyeligi odagiyla gerçeklestirilen reformlar ekonomiyi 10 yil süre ile dikkat çekici, iyi bir noktaya tasimisti. Demokrasi endeksimizin yükselmesi, ülkemizi orta gelir tuzagini asma noktasina getirmisti. 2011 yili sonrasinda yasadiklarimiz ise demokrasi ve ekonomi dengesindeki uyumu bozarken, ülkemiz ne yazik ki orta gelir, orta demokrasi ve orta egitim tuzaklarina takildi. Daha iyi bir gelecek planlamak için tek basina ekonomik göstergeler, para ve maliye politikalari yeterli degil. Bagimsiz kurumlar, kapsayici ve liyakat esasli yönetisim, ileri teknoloji kullanimi, verimlilik temelli akilci politikalar ve ilk adimda, gelismis bir ekonomi için gelismis bir demokrasiden geçiyor. Ülkemizin ilk iki çeyrekte yüksek büyümesi, yili yüzde 5 ve üzerinde kapatacagimizi gösteriyor. Evet, Türkiye büyüyor ancak büyümenin niteligi ve kalitesi, yüksek katma deger yaratmak bir yana gelir dagiliminda ciddi esitsizlik yaratiyor. Bir kalkinma sorunu olarak gördügümüz yüksek enflasyon, üretim çarklarinda ciddi bir ivme kaybi yaratirken, yoksullastiran bir büyüme de ortaya çikariyor” dedi. TÜSIAD: Cumhuriyet degerleri kilavuzumuz TÜSIAD Baskani Orhan Turan toplantida yaptigi konusmada su ifadeleri kullandi: “Içinden geçtigimiz global sürece ve önümüzdeki yillarda ülkemize ne sunduguna çok dikkatli bakmali, gelismeleri dogru okumali ve sürdürülebilir politikalar üretmeliyiz. Attigimiz adimlar hedeflerimize ulasmamizda yeterli gelmiyorsa, gerekiyorsa var olan iktisadi politikalarimizi gözden geçirmeliyiz. 2013’ten bu yana global ekonomiden aldigimiz payin hizla düsmesi hepimizi düsündürmeli. Bundan 10 yil evvel ülke ekonomimizin dünyadan aldigi pay %1.2’lerdeyken bugün bu pay %0.8’e kadar düsmüs durumda. Yilin ilk çeyreginde %7’lik bir büyümeyi yakalamamiza ragmen, ekonomideki öncü göstergeler hem ihracatimizda hem iç ekonomide ve üretimde yil sonuna dogru hizli bir yavaslamayi isaret ediyor. Cari açik halen artis trendinde. Enflasyon hedefledigimiz seviyelerde degil, refah kaybimiz yüksek. Krediye erisim her geçen gün zorlasiyor. Yogun regülasyon döneminden geçen finansal kesimin de bu regülasyonlar çerçevesinde kredi vermesi daha da zorlasiyor. Unutmayalim ki, saglikli isleyen üreten, istihdam yaratan bir reel kesimin arkasinda bu süreci destekleyen saglikli isleyen bir finansal sektöre ihtiyaç var. Uyguladigimiz politikalari dizayn ederken bu süreçleri göz önünde bulundurmaliyiz. Yarin Cumhuriyetimizin ilaninin 99. yilini kutluyoruz. 99 yil önce cumhuriyetimizin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaslari da; cumhuriyetimizin temellerini insanimiza yatirim yaparak, bilimin yolundan giderek ve siyasal, ekonomik ve toplumsal kurum ve kurallar üzerinden insa ettiler. Laiklik basta olmak üzere akil, bilim, hukuk ve özgürlük üzerine insa edilmis Cumhuriyet degerleri bizlerin de kilavuzudur. Bu çerçevede hedefimiz, toplumsal refah seviyesi yüksek, uluslararasi arenada saygin, AB entegrasyonunu saglamis, hukuk devletini güçlendirmis, toplumsal olarak esitlikçi ve adil, gençlerine güzel bir gelecek vaat eden bir Türkiye için yilmadan yorulmadan çalismaya devam etmektir.”