23.12.2019 GESIFED 2019-2020 Ekonomi Degerlendirmesi 2020 yili, 2019’a göre “ev ödevlerimizi eksiksiz yaparsak” ve “firsat ve tehditlerimizin farkinda olursak” nispeten daha olumlu bir yil olacaktir. Geçtigimiz yilin ikinci yarisinda yasadigimiz kur soku dalgasi ile finansal ve reel sektörde yasanan dalgalanmalar, ekonomimizin bagisiklik sistemini güçlendirmemiz gerektigini gösterdi. Yatirim ve tüketim harcamalarinda ciddi daralmalar yasandigi bu dönemde, ekonomimizin lokomotifi KOBI’lerimizin, tahsilat basta olmak üzere ödeme sorunlarinin ekonomiyi kilitledigini gördük. 2019 yili üçüncü çeyreginde gelen yüzde 0,9’luk büyümeyi sagladik. Ancak ekonomimizin pozitif bir ivme yakalamasi, kirilganliklarimizin kayboldugu anlamina gelmiyor elbette. Bu paralelde iyimser bir tahminle 2020 yilinda yüzde 3-4 bandinda bir büyüme öngörüyoruz. Öncelikle Türkiye de istikrarsizlik, tedirginlik yaratacak bir iç ve dis politika cereyan etmez ise, dünyada da belirsizlik yaratacak olaganüstü bir gelisme yasanmaz ise, dolar kurunun sakinligini korumasi da mümkün olabilecektir. Bu yil, Merkez Bankamizin art arda yaptigi faiz indirimlerinin dünyanin parasal genislemeye girdigi döneme denk gelmesi TL nda ciddi sarsintilar yasanmasinin önüne geçti, bunun da enflasyonda olumlu etkisini gördük. Reel sektörü canlandirmak ve yatirim istahini artirmak amaciyla gerçeklestirilen faiz indirimleri, kredilerin bir miktar toparlanmasini sagladi ve tahsilatlarda pozitif bir hava yaratti. Ancak bu etkinin sürdürülebilir olmasi için 2020’de reel sektörün kredi istahinin üretim, istihdam ve ihracata yansimasini saglayacak yapisal, ekonomik ve muhakkak yargisal reformlarin da gerçeklestirilmesi gereklidir. “Issizlik Türkiye nin en önemli sorunlarindan biri” Issizlik Türkiye için önemli bir tehlike haline geldi. Insaat sektöründe 500 bin kisi isini kaybetti. Özellikle genç issizligin yüzde 26,1’lere yükselmesi, 2020 yilinda istihdam artirici politikalarin acil olarak devreye alinmasi geregini ortaya koyuyor. Meslek egitimine yetersiz ilgi ve bu konudaki destek politikalarinin görünmezligi yaninda çig gibi artan üniversitelerden hayata atilan gençlerin çaresizligi, sosyal barisi giderek bozacak önemli etkenlerden biridir. Artik gençlerin ülkede kendine uygun is bulamamasi nedeniyle yurt disina yönelmesinin boyutlari giderek üzücü hal almaktadir. Ne yazik ki özel sektörün yatirim harcamalarinda istenen düzeyde degiliz. Özel sektörün yatirim istahini artirmamiz ve bunu istihdama dogru orantili olarak yansitmamiz sart. Ihracatimiz artiyor ancak bu artis verimlilik olarak yansimiyor. Markali, yüksek katma degerli üretim ve ihracat çikis yolumuz. Tasarruf oranlarini artirmadaki istahsizligimiz yüzünden dis borç ihtiyacimiz artiyor ve ne yazik ki son büyüme rakamlarina baktigimizda tüketim talebinin artista oldugunu görüyoruz. Ileride risk yaratacak bu talebin üretim, yatirim ve iç ve dis pazar açilimlariyla dengelenmesi büyümenin kalitesi ve sürdürülebilirligini de destekleyecektir. Büyüme “gerek sart”tir ançak “yeter sart” degildir. Sürdürülebilir kalkinma ile terbiye edilmis, insana dokunan bir büyüme modeline geçmemiz gerekiyor. Kisa vadeli geçici pansumanlar yerine uzun vadeli kalici tedaviye ihtiyacimiz oldugu açiktir. Unutulmamalidir ki ne yaparsak yapalim, kapilari açan anahtar hukukun üstünlügüdür. Ekonomimizin saglikli ve güçlü bir biçimde nefes almasi, “yapisal ve ekonomik reformlar” ile bagisiklik sisteminin güçlendirilmesine baglidir. Öte yandan hukukun üstünlügü, egitim, çagdas ve katilimci demokrasi, fikir ve ifade özgürlügü, kurumlarin bagimsizligi ve özerkligi ile liyakati esas alan bir sistemin insasi, bu yapisal ve ekonomik reformlarin temelini saglamlastiracaktir. Yargiyi gelistirmek demokrasimizi, demokrasimizi gelistirmek, ekonomimizi gelistirecektir. Vergiyi degil, üretimi artirmaliyiz. Kayit disi ekonomi ile mücadele ederken, vergiyi adil bir sekilde tabana yaymaliyiz. Vergi adaletinin habis uru; dolayli vergilerin dolaysiz vergilerden daha fazla olmasidir. Bu durum TC Anayasasi nin da vurguladigi, “verginin genele yayilmasi” “verginin adaletli toplanmasi” “verginin mali güce gore alinmasi” “verginin kanuni dayanaklarinin olmasi” seklindeki Vergi Mevzuati ilkelerini zedeler. Vergilemede bu ilkelerinden uzaklasma, is insanlarinin isten-yatirimdan uzaklasmasi sonucunu dogurur. Oysa ülkemiz yatirim ortamini iyilestirip, istihdam alanlarini gelistirip, büyümenin kalitesi ve sürdürülebilirligine odaklanan sanayi odakli, kalkinma odakli yeni bir ekonomik modele geçmelidir. Ülkemizin, sürdürülebilir kalkinma ve rekabetçilik gücü artisi için 3 önemli tuzaktan; Orta Gelir, Orta Demokrasi ve Orta Egitim tuzaklarindan kurtulmasi gerekiyor. Orta gelir tuzagindan kurtulup, kapsayici ekonomik büyüme dinamigi yakalama hedefimiz, daha katilimci ve kalici bir demokrasiye kavusma hedefiyle de örtüsüyor. “Ekonomimizin ve KOBI’lerimizin en önemli sorunu risk yönetimi ve tahsilattir” Türkiye ekonomisinin yüzde 99,8’ini olusturan ve büyük çogunlugu aile isletmelerinden olusan KOBI’lerimizin kirilganliklarinin devam ettigi bir dönem yasadik. Son 1,5 yilda da gördük ki finans kaynaklari daraldiginda KOBI’lerimizin en önemli sorunu nakit akisi ve finansmana erisimi. KOBI’lerimiz açisindan rekabeti kisitlayan en önemli faktör ise ödeme gecikmeleridir. KOBI’lerin finansmana erisimde orta ve büyük ölçekli firmalara göre, her zaman daha dezavantajli oldugu göz önüne alindiginda, finansman kaynaklarinin pahalandigi ve azaldigi dönemlerde, isler KOBI’ler için daha da zorlasir. Türkiye ekonomisinin en önemli sorununun da risk yönetimi ve tahsilat oldugunu düsünüyoruz. Bu noktada alacak sigortasindan tesvik ve kredilere, ödeme ve tahsilat sürelerinden finansmana erisime KOBI’lerimizi önceliklendiren politikalarin hayata geçirilmesi gerekiyor. Bu noktada GESIFED gibi ülke çapinda (254 is insani dernegini bulusturan) toplam 30 federasyonun çati örgütü TÜRKONFED in 2011 yilinda ortaya koydugu öneri, tüm ülkedeki federasyonlar agiyla son 2 yildir bir kampanya ile devam etmektedir. “Önce Küçügü Düsün” söylemiyle KOBI lere dikkat çekmeye çalisilmaktadir. Önce küçügün düsünülmesi gerektigi ilkesi çerçevesinde belirlenecek 2020 politikalarinin ekonomimizin dengelenmesine de destek saglayacagina inaniyoruz. Av.Aysun NALBANT GESIFED Yön.Krl.Bsk.