17.03.2020-Denizli CORONAVIRÜS SAGLIGIMIZLA BIRLIKTE EKONOMIMIZI DE TEHDIT EDIYOR Pandeminin öncelikli tehditi sagligimiz olmakla birlikte, saglikla ilgili önemler yanisira es zamanli olarak sosyal ve ekonomik tedbirlerin de alinmasi gerekiyor. Bu görev sadece kamuya düsmüyor. Krizden ekonomik çikisi, mümkün olan en az hasarla gerçeklestirebilmek için, bir an evvel bu konuyla ilgili ulusal ölçekli kamu politikalarinin açiklanmasini bekliyoruz. Virüs ile baslayan sosyal krizin, ülkemiz ekonomisine olasi zararlarini en aza indirgemek üzere, ulusal kamu politikalari paralelinde bir an evvel kolektif çalismalara da baslanmalidir. Ekonomide dogru kriz yönetimini sadece kamuya özgü bir sorumluluk degildir. Kamu-özel sektör-finans sektörü- is dünyasi-medya ve sivil toplum kuruluslarinin birleserek ortak aksiyon planlari yapmasi ve hayata geçirmesi gerektigine inaniyoruz. Çati Örgütümüz TÜRKONFED dün yaptigi basin açiklamasinda kriz sürecinde hükümetimiz ve kamu kurumlari ile ortak aksiyon almaya ve katki vermeye hazir oldugunu ifade etmistir. Biz de GESIFED olarak Güney Ege Bölgesi için olusturulacak bir kamu-özel sektör-medya-STK lar konsorsiyumunda, tüm kaynaklarimizla isbirligine hazir oldugumuzu ifade etmek isteriz. Ülkemizde ekonomik sarsintilar sonucu issizlik rakamlarinin giderek yükseldigi dönemde, dünyayla birlikte pandeminin etkisi altina girdik. Coronavirüs salgini sebebiyle halk sagligi hayati önemdedir. Ancak uluslarin ve kisilerin ekonomik varliklarini sürdürebilmesi de, önem sirasinda ilk siralarda yer almaktadir. Hakli sebeple dillendirilen “evde kal” uyarilarinin dogal sonucu olarak, piyasa çarklari son derece yavaslamistir. Hirçin gida alisverislerini saymazsak, neredeyse tüm sektörlerde tüketim ve üretim hizla azalmaktadir. Bu durum, büyük ölçekli isletme-kobi-serbest meslek gruplari vb ayrimi yapmadan tüm kesimleri olumsuz etkilemektedir. Içinde bulundugumuz ay vergi ayidir, ticaret neredeyse durma noktasindadir ve fakat hiçbir ödemeyi bekletmek mümkün degildir. Bu durumdan evveliyetle ve en agir etkilenecek olanlar yine KOBI lerdir. Bu sebeple hem ulusal hem bölgesel ortak akil politikalari ve uygulamalariyla, krizin ekonomik göstergeleriyle savasmaya baslamaliyiz. Coronavirüs sinavina tabi olan tüm ülkelere bakildiginda, Türkiye saglik teskilatinin olaganüstü gayretle çalistigini izlemek memnuniyet ve güven vericidir. Ne var ki alinan önlemlerin çogunun halk sagligi ile ilgili olusu, sosyo-ekonomik önlem paketlerinin açiklanmasinda ve uygulamaya baslanmasindaki gecikmeden tedirginiz. Salginin yarattigi ciddi ekonomik etkiyle ilgili bir an evvel kesin ve etkili, sosyo-ekonomik tedbirleri görmek isteriz. Türkiye’de faaliyet gösteren isletmelerin olumsuz etkilere karsi hazirlikli olmasi ve bunlari asgari düzeye indirmesinde dikkate alinacak kisa ve orta vadeli stratejilerin ivedilikle hayata geçirilmesi, kritik önem tasimakta. Öte yandan sürecin sosyal sorunlar dogurdugu da muhakkaktir. Halk faydasiz panik havasiyla ya da alisilmis rahatlikla süreci geçirmemeli, bilinçlendirilmelidir. Halki panige sürüklemek üzere asilsiz söylenti ve paylasimlarin, bizi meselenin odagindan uzaklastirdigina, dogru bilginin ilgili kurumlar ve medya araciligiyla yerinde ve zamaninda akisinin önemine inaniyoruz. Bu noktada, hükümete oldugu kadar is dünyasi örgütlerine, tüm isletmelere ve is dünyasi liderlerine de önemli görevler düsüyor. Sosyo-ekonomik tedbirlerin alinmasi, hükümet ve is dünyasinin ortak hareket etmesi ve örnek uygulamalarin paylasilmasi, yasanan krizin etkilerinin en aza indirilmesine yardimci olacaktir. Nitekim 11 Mart 2020 itibariyle Dünya Saglik Örgütü (DSÖ) tarafindan ‘pandemi’ ilan edilen COVID-19’un yayilim gösterdigi Avrupa ülkelerinde, hükümet ve is dünyasinin ortak hareket ederek etkinin en aza indirilmesinde ortak bir akil platformu olusturduklari gözlenmekte. Virüsle sosyo-ekonomik mücadele için Dünya Bankasi (12 milyar dolar), Avrupa Birligi (28 milyar dolar) ve Uluslararasi Para Fonu -IMF (50 milyar dolar)ilk adim kaynaklarini açikladi. Bu kaynaklarin dogru kullanilmasi açisindan, Türkiye, iyi bir “isbirligi modeli” gelistirmelidir. Gönüllük esasiyla çalisma ülkemizin belirgin karakterlerindendir. Bu sebeple özellikle STK larin, is insanlarinin, isverenlerin ve çalisanlarin bilinçlendirilmesi çalismalarinda aktif olmasinda yarar bulunmaktadir. Bu vesile ile, Güney Ege Bölgesi sehirleri için olusturulacak isbirliklerine, tüm kaynaklarimizla deger katmak konusunda hazir oldugumuzu bildiriyor, ulus olarak birlikte bu dönemi atlatacagimiza inaniyoruz. Av.Aysun Nalbant GESIFED Yk.Bsk.